Süryani kökenli olan Nadal, 1990 yılında Ortadoğu’nun köklü Süryani ailelerinden birinde dünyaya geldi. Küçük yaşlarından itibaren ailesi tarafından ruhani eğitime yönlendirildi. Onun farklı ve derin sezgileri, çocukluk yıllarından itibaren çevresindekilerin dikkatini çekti.
Henüz ergenlik çağında manastır hayatına adım atan Nadal, Süryani manastırlarında uzun yıllar eğitim aldı. Burada sadece dini ve ruhani bilgileri değil, aynı zamanda kadim Süryani kültürüne ait metafizik öğretileri de öğrendi. Sessizlik, inziva ve dua dönemleri boyunca derinlemesine içsel yolculuklar yaptı. Bu süreç, onun ilerideki yaşamında “görünmeyenle bağ kurma” yeteneğinin temel taşlarını oluşturdu.
Yirmili yaşlarında manastırdaki eğitimini tamamladıktan sonra Nadal, maneviyatın yanında insanların günlük yaşamlarındaki sıkıntılarını anlamaya ve çözüm üretmeye yöneldi. Çevresinde ona danışan çok sayıda insan olmaya başlamıştı. Bu yönüyle sadece ruhani bir arayış içinde değil, aynı zamanda toplumsal faydayı önemseyen bir kişi olarak öne çıktı.
30 yaşına geldiğinde Türkiye’ye yerleşme kararı aldı. Bu kararda hem köklerinin izini sürmek hem de daha geniş bir kitleye ulaşarak sahip olduğu bilgeliği paylaşmak arzusu etkili oldu. Türkiye’ye geldikten sonra “Medyum Nadal” adıyla tanınmaya başladı. İnsanların hayatına dokunan, onları doğru yönlendiren bir rehber olarak kısa sürede bilinirlik kazandı.
Medyum Nadal, aldığı derin manastır eğitimi sayesinde yalnızca klasik medyumlukla sınırlı kalmadı; Süryani geleneğinin mistik yönlerini de çalışmalarına kattı. Böylece hem kadim bilgilerden hem de modern anlayışlardan beslenen eşsiz bir yol ortaya koydu. Ona danışan kişiler, onun huzurlu enerjisinden ve derin sezgilerinden etkilenerek yaşamlarında yeni yollar keşfettiler.
Bugün Nadal, 35 yaşında; köklerine sadık, maneviyatını hayatına yansıtan, Süryani kültürünü modern dünyaya taşıyan bir medyum olarak anılıyor. İnsanlara sadece gelecekleriyle ilgili öngörüler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda içsel huzura giden yolda ruhani rehberlik de yapıyor.
Bağlama büyüsü, geleneksel halk inanışlarında bir kişiyi başka birine duygusal, zihinsel ya da davranışsal olarak yönlendirmek veya yanında tutmak amacıyla yapılan bir büyü türü olarak bilinir. Genellikle aşk, evlilik ya da ilişki bağlamında kullanıldığına inanılır. Amaç; kişinin özgür iradesini etkileyerek onu belirli bir kişiye ya da duruma bağlı kılmaktır
Soğutma büyüsü, halk arasında en çok ilişki ve aşk bağlamında adı geçen bir tür uygulamadır. Genel inanışa göre; iki kişi arasındaki duygusal bağı, ilgiyi veya tutkuyu zayıflatmak, hatta tamamen koparmak amacıyla yapılır. Çoğunlukla ayrılık, tartışma ya da uzaklaşma yaratmak için kullanıldığı düşünülür.
Papaz büyüsü, halk arasında en güçlü ve etkili kabul edilen büyü türlerinden biri olarak anlatılır. İnanışa göre kökeni eski dini ritüellere ve mistik uygulamalara dayanır. Adını da geçmişte bu tür uygulamaları yapan ruhani liderler ya da “papaz” diye anılan kişilerden aldığı söylenir.